728x90 AdSpace

Latest News

16 Şubat 2017 Perşembe

HADSİZ! Bu kupkuru halinle mi hz. Osman'ı ve hz. Ali'yi tenkit etmeye kalkıyorsun? | Çakma üstad Kadir Mısıroğlu'nun samimiyetsizliği ve hadsizliği bitmek bilmiyor. | Akademi Dergisi'nden Mehmet Fahri Sertkaya anlatıyor [video]

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, kadir mısıroğlu, bediuzzaman, ictihad, mevdüdi, muta nikahı, islam aile hukuku, hz. osman, hz. ali. ceset yakma, seyyid kutup, nifak, sebil yayınevi, gerçek yüzü,


Önce videoyu izleyin: 


YAZIKLAR OLSUN! YAZIKLAR OLSUN! YAZIKLAR OLSUN!


Bu sözleri söyleyebilen kişinin dini yıkılmıştır.


Bu kadarını da bilmiyordum. Bu videosunu ve sözlerini daha bu gün (10 Haziran 2015) gördüm/duydum.

Ehli sünnet hiçbir tarihçinin ya da din aliminin, bu gibi sözler söylediğine denk gelmedim. Kendisini siyaset işlerinde her ama herkesin üzerinde gören 'Bir kişi maneviyatta yüksek olabilir ama siyaset sahası çok başkadır.' derken 'Ben onların hepsinden daha iyi siyaset bilirim' algısı oluşturan bir tavır, bir üslup ile, müctehid(mezhep imamı seviyesinde ve ictihad yapacak derecede alim) olmadığı halde ictihadi meselelerde bile kendince görüş beyan eden bu lüzumsuzun haline acımak, Müslümanlara ve gelecek Müslüman nesillere acımamaktır.

Yayını sesli dinleyin:


Kaldı ki gerçek müctehidler bile birbirlerinin ictihadlarına dil uzatmazlar. Zira müctehid hata ederse bile günah yoktur ve hata ederse bile sevap vardır. Bu, Allah'ın bu ümmete rahmetidir. Oysa müctehidleri değerlendirme ve kıyas etmek hakkını kendinde gören bu herifin, tarihi, siyaseti geçtik, fıkıhta ve din ilimlerinde de kendinden yukarıda birini kabul etmediği hissine kapılmışlığı açıkça meydanda olduğu halde, pek çok temel(meşhur, bilinen, giriş seviyesindeki) fıkhi konularda gülünüp geçilesi yorumları da gözler önünde...

En komiği de şu ki, geçelim o yılları doğru düzgün tahlil edebilecek ilim, kültür, maneviyat ve şuura sahip olmasını, kendi zamanında yaşanan yüzlerce hadiseyi ve şahsı doğru yorumlayamamış bir aciz iken o dilini dört halifeye ve icraatlarına hatta ictihadlarına da uzatıyor. 

Tayyip'in Yahudilerden/Siyonistlerden, Yahudilerden başkasına ilk defa verilmiş olan üstün cesaret ödülü aldığını, bu ödülü alışının üzerinden 8-10 sene geçtikten sonra, bir okuyucusunun sorusu üzerine öğrenen 'Ben öyle bir şey duymadım. Ha almışsa da şundan bundan dolayı almıştır.' deyip inanılmaz bir samimiyetsizlik ve çirkinlik örneği sergileyen, Nazım Kıbrısi gibi şeriatın en meşhur emir ve yasaklarına uymayıp bir de dalga geçercesine hareket eden bir pisliği Allah dostu ilan eden, Said-i Nursi gibi Kütüb-ü Sitte'nin hangi eserlerden oluştuğunu bile bilmeyen ya da 'Müslüman İsevi' diye küfre sebep bir tabir uydurmuş bir yarım akıllı, yarım aklı ile de art niyetli cahil ve deliyi 'Bediüzzaman' ilan edebilen, bununla birlikte ömürleri boyunca İslam'a hizmet için inanılmaz çileler çekmiş pek çok İslam kahramanı ehli sünnet Müslümana 'Mel'un' diyebilen, bir seferinde 'Ben geçmişte yaşıyorum bana uzak tarihi sorun' diyen, hemen kısa süre sonra öbür programda 'Ben yakın tarih üzerine uzmanım' deyip bir önceki programda konuştuğunu yalanlayan, rezillikleri, ilim fukaralığı, samimiyetsizliği tam olarak anlatılması için birkaç cilt eser yazılması gereken bu şahıs mı Hz. Ali'nin ya da Hz. Osman'ın devlet meselelerinde ya da ceza hukukunda hatalı olduğunu, ictihadında hatalı olduğunu anlayıp değerlendirebilecek...

İşte kırk yıldır adam zan ettiği, dava adamı zan ettiği ve bu memleketin evladına büyük adamlar olarak tanıttığı/anlattığı kişilerin gerçek yüzlerini altı koca senedir, herkesi susturup aciz hale düşürecek kesinlikte izah ve ispat ediyoruz da, işine gelen kısımları kitaplarına kocaman kocaman iktibas ediyor da, diğer pek çok hususa ne itiraz edebildiğini ne de bu ispatları kabul edip gereğini yapabildiğini görüyoruz. Hala, şu sene olmuş, yakın tarihi bizim anlattığımız gibi Sabetayizm ekseninde anlatmıyor. Hala Adnan Menderes'in bile Sabetaycı olduğunu, hala Nurculuk denilen akımı bütünüyle Siyonistlerin, Sabetayistlerin ve Masonların ortak olarak kurduğunu anlatmıyor. Bunlara itiraz da edemediği halde anlatmıyor çünkü bunlar meydana çıkınca, çok övündüğü geçmişinin ve mücadelesinin de bir hiç olduğu meydana çıkıyor. 

Yayını video olarak izleyin:




Mevdudi denilen sapık Şii'nin ne olduğu çoktan belli olduğu bir dönemde, onun fıkha dair kitabını tercüme ettirip kendi yayın evinden basan, Ömer Ferruh denilen Mut'a nikahına bile cevaz veren ehli sünnet harici Lübnanlının kitabını 'İslam Aile hukuku' diyerek, üstelik ne oldukları belli Merve Kavakçı'nın babası Yusuf Ziya Kavakçı'nın tercümesi ile basan ve onlarca yıldır hata yapmış olduğunu kabullenememek ve çakma üstadlığına halel gelmesin diye bu kitapları yayından kaldırmayan, şu kadarcık fıkıh bilmeyip Lübnanlının eline bakan, son senelerde bile temel fıkhi meseleler sorulduğunda kendini acınası hallere düşürmeye devam eden kişi mi Hz. Ali'nin hatalarını(!) bulabilecek? Bu nefsaniyet, bu ihlassızlık, bu ilim fukaralığı mı hadislerde 'İlmin kapısı' denilen hz. Ali'yi ceza hukuku hususunda tartabilecek?

Yanlış anlaşılmasın. Biz de kimseyi ilahlaştırmıyoruz. İnsan olan herkes, hatta peygamberler bile hata yapar. Peygamberlerde bile zelle denilen ve günah derecesinde olmayan küçük kusurlar ve hatalar sadır oldu. Dört halifede de elbette hata ve günah olabilir. Hz. Ömer 'Bu hanım isabet etti, Ömer hata etti' buyurdu. Mürşidi kamiller bile hata eder ve günah da işler. Ama onların hatalarını, bu şahıs gibi lafı ve icraatı birbirine zıt, samimiyetten çok uzak, yüzünde bir gram nur ya da secde izi göremediğim, kendine bile acımayıp melanet bir sigarayı bu yaşta bile yoğun olarak içip emanet bedenini kapkara zift yapan, vatana ihanet halindeki siyasal İslamcıları, İslam dinini de alet ederek ölümüne savunan, daha gerçekte ne olduğunu hizmetlerimiz vesilesi ile anladığı Atatürkçülüğü bir başına yıktığını zan eden ve öyle bir görüntüyü sürekli vermeye çalışan bir lüzumsuz mu bulabilecek?

Yazıklar olsun diyorum, başka bir şey demiyorum. Seyyid Kutup denilen, kendi gibi lüzumsuzun ve yetersizin teki iken her ama her meselede görüş beyan edip kitaplar yazan ve Hz. Osman'a iftiralar atan müfteri ve alçağı neden müdafaa ettiği, yıllardır çeşitli sapıkların ve cahillerin kitaplarını basıp sattığı halde neden 'Bu bir sebil yayınıdır' deyip algı operasyonu yaptığı çok daha iyi anlaşılıyor.

Bir idarecinin, iktidarı boyunca başarılı olup olmadığı da toprak fethedip etmediği ya da ne kadar fethedip etmediği ile mi ölçülür?

Ya da bir insan halim selim bir meşrebe/fıtrata/tabiata sahip ise, bu onun mutlaka bu nedenle idarecilik yapamayacağı anlamına mı gelir? Ömer bin Abdülaziz diye saymaya başlarsak yüzlerce başarılı Müslüman idarecinin tamamı Hz. Ömer tabiatlı, haşin, elini masaya vuran mizaçta kişiler midir? Son dönemden örnek verirsek Sultan 2. Abdülhamid kaç kere elini masaya vurmuştur da mükemmel idareci olmuştur ve çoktan yıkılmış bir devleti 33 sene daha ayakta tutmuştur. Ya da kaç fetihle ne kadar toprak almıştır? Mizacı da en az Hz. Osman kadar halim selim olan Abdülhamid Han da mı beceriksizin tekidir? 

Bu şaşkının bu sözleri nasıl bir hadsizliktir? Her yiğidin yoğurt yiyişi başka ise, bu yiğitliklerine zara verir mi? Hepsinden önemlisi Hz. Ebubekir bile sert mizaçlı mı idi? Yoksa onu da mı 'Yumuşak mizaçlı idi. Dirayet gösteremezdi. Ezikti. Yapamadı. Başaramadı. Türlü vebale girdi' manasına gelen ve 'Ben daha iyisini yapardım' algısı oluşturan hakaretleri ve ilim fukaralığı ile tenkit edecek?

Şu saaten sonra şuna üstad ve ehli sünnet diyenlere hiç cevap vermem ve güler geçerim. Ehli sünnetin alameti, emr-i peygamberi gereği, sahabelerin hiçbirine dil uzatmamaktır. Hataları olsa da dil uzatmamaktır ki bu şaşkın hata zan ettiği hususlarda dil uzatıyor ve tokadı sağlam yiyecek kadar arsızca uzatıyor. Ben bu adamda hakaret, iftira, haksız olarak beddua, benlik, dünya hırsı, ilim fukaralığı, sıkışınca laf dolaştırıp kıvırma, birbirini sürekli yalanlayan açıklamalarda bulunma, klinik derecede asabiyet dahil çok ciddi sıkıntıları gördüm görüyorum. Sonunun Seyyid Kutup'tan bile beter olmasını Mevla tealadan hz. Osman'ın ve Hz. Ali'nin yüzü suyu hürmetine niyaz ediyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Buraya tıklayarak ulaşacağınız diğer yazımda, Hz. Ali'yi ceset yakma ya da yakarak cezalandırma hususunda tenkit eden bu ilim fukarasının, en temel ve muteber kaynaklarımızdan bile bihaber olduğunu, en temel fıkıh esaslarından bile bihaber olduğunu delilleri ile okuyabilirsiniz.

Şu sesli anlatımlarım da gerçek Kadir Mısıroğlu'nu tanımanızda çok faydalı olacaktır.






Süleymancılar Kadir Mısıroğlu’nu neden sevmezler | Kitaplarında dinden çıkaran sapıklıklar







Kadir Mısıroğlu'nun Süleymancılar karşısındaki çirkin tavırları ve büyük vefasızlıkları 









Cübbeli Ahmet Hoca neden Erdoğan'a BAŞKOMUTAN çekiyor | Kadir Mısıroğlu'nun Erdoğan hakkındaki şok edici yorumu



  • Blogger Comments
  • Facebook Comments
Item Reviewed: HADSİZ! Bu kupkuru halinle mi hz. Osman'ı ve hz. Ali'yi tenkit etmeye kalkıyorsun? | Çakma üstad Kadir Mısıroğlu'nun samimiyetsizliği ve hadsizliği bitmek bilmiyor. | Akademi Dergisi'nden Mehmet Fahri Sertkaya anlatıyor [video] Description: HADSİZ! Bu kupkuru halinle mi hz. Osman'ı ve hz. Ali'yi tenkit etmeye kalkıyorsun? | Çakma üstad Kadir Mısıroğlu'nun samimiyetsizliği ve hadsizliği bitmek bilmiyor. | Akademi Dergisi'nden Mehmet Fahri Sertkaya anlatıyor [video], akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, kadir mısıroğlu, bediuzzaman, ictihad, mevdüdi, muta nikahı, islam aile hukuku, hz. osman, hz. ali. ceset yakma, seyyid kutup, nifak, sebil yayınevi, gerçek yüzü, Rating: 5 Reviewed By: Mehmet Fahri Sertkaya (#mfs)
Başa dön

Powered by Akademi Dergisi